İstanbul aşkım çocukluğumdan beri süregelmektedir, insan hiç görmediği birşeye aşık olabilir mi? Çok sevebilir mi?
Ben öyleydim işte hiç görmediğim İstanbul'u deliler gibi sever, hep görmek isterdim. İstanbul'u görme arzum benimle birlikte büyüdü, olgunlaştı.
Ortaokulu bitirdiğim yıl not ortalamamın yüksek olması sebebiyle Askeri Lise sınavlarına katılmam için bir davetiye gelmişti.
O zamanlar şimdiki gibi OKS falan yoktu. Ortaokulu bitirdikten sonra sınavlı liselerden birini kazandın kazandın. Kazanamadın düz liseye devam.
İşte o yıl o davetiye ile İstanbul'a gitme hayalim ilk defa çok ciddi bir hal almıştı. Ne varki babamın İzmir diye tutturması ile bu büyük hayalim daha başlamadan bitti. Taki yıllar sonra bir iş münasebetiyle İstanbul ile tanışana kadar. O tanışmadan sonra da zaten hiç ayrılmadık.
Şehr-i İstanbul'a adım atmam ile büyük bir sküt-u hayale uğramıştım. Tek kelimeyle bir hayal kırıklığıydı. Aşık olduğum şehir bumuydu inanamıyordum. Belkide ilk görmenin etkisiydi. Nasıl bir şarkıyı ilk duyduğunuzda hiç beğenmediğiniz halde, o şarkı dinlendikçe günden güne kulağınıza hoş gelmeye başlar. İşte öyle.
Nitekim öyle oldu İstanbul anlamını yaşadıkça almaya başladı. Yaşadıkça sevdim, sevdikçe yaşadım.
Bu hayal kırıklığının sebebi belkide İstanbul'un bana olduğundan daha fazla gibi görünmesiydi. Belkide gösterilmesiydi. Filmlerde, TV lerde koca koca binalar, gece hayatı, zenginlik, para, iş...vs
Ben mesela ambulans sirenlerinin sadece filmlerde çaldığını zannederdim, İstanbul'da her an ambulans sesi duyabiliyorsunuz. Sadece filmlerde bornoz giyildiğini zannederdim, şimdi ben bornoz giyiyorum. Tatil'mi? bizim köy tatil işte, burda herkes tatile gidiyor. Mini etek sadece filmlerde giyilir zannederdim, burda herkes mini etekli.... gibi.
Şimdi bunu nereye bağlayacağım diye merak ediyorsunuz, bu adam çocukluğundan başladı, İstanbuldan seğirdi, mini etekle bitirdi.
Efendim konuyu şuraya gedireceğim. Amerikan "Travel and Leisure" dergisinin yaptığı ankette İstanbul tekrar Avrupanın en iyi üçüncü şehri seçilmiş. İlk sırada Floransa, ikinci sırada ise Roma yer alıyormuş.
Bu haberi okuduğumda hemen aklımdan Paris, Londra, Amsterdam, Venedik...vs gibi şehirler nerede diye geçirdim. Bu listede niye yoklar dedim. Belki bu şehirler de bize olduğundan fazlası gibi gösteriliyor. Çocuklum da benim İstanbul'u olduğundan fazlası zannetmem gibi.
Aynı zamanda dünya sıralamsın da Şehr-i İstanbul 9. sırada imiş. İlk 10 ise şöyle.
1. Bangkok (Tayland)
2. Buenos Aires (Arjantin)
3. Cape Town (Güney Afrika)
4. Sidney (Avusturalya)
5. Floransa (italya)
6. Peru (Peru)
7. Roma (İtalya)
8. New York (Amerika)
9. İstanbul (Türkiye)
10. San Francisco (Amerika)
Kadın Gibi, Kısrak gibi
Sarayım ince belini
Yarim İstanbul
Gel öpeyim Gerdanından
Not: Bu arada ayıptır söylemesi resmi kendim çektim bizim evden. Daha güzel İstanbul resimleri bulabildim tabiki, ama en güzeli kendi çektiğindir diye düşünüyorum. Çok güzel olmasada idare eder.
Ben öyleydim işte hiç görmediğim İstanbul'u deliler gibi sever, hep görmek isterdim. İstanbul'u görme arzum benimle birlikte büyüdü, olgunlaştı.
Ortaokulu bitirdiğim yıl not ortalamamın yüksek olması sebebiyle Askeri Lise sınavlarına katılmam için bir davetiye gelmişti.
O zamanlar şimdiki gibi OKS falan yoktu. Ortaokulu bitirdikten sonra sınavlı liselerden birini kazandın kazandın. Kazanamadın düz liseye devam.
İşte o yıl o davetiye ile İstanbul'a gitme hayalim ilk defa çok ciddi bir hal almıştı. Ne varki babamın İzmir diye tutturması ile bu büyük hayalim daha başlamadan bitti. Taki yıllar sonra bir iş münasebetiyle İstanbul ile tanışana kadar. O tanışmadan sonra da zaten hiç ayrılmadık.
Şehr-i İstanbul'a adım atmam ile büyük bir sküt-u hayale uğramıştım. Tek kelimeyle bir hayal kırıklığıydı. Aşık olduğum şehir bumuydu inanamıyordum. Belkide ilk görmenin etkisiydi. Nasıl bir şarkıyı ilk duyduğunuzda hiç beğenmediğiniz halde, o şarkı dinlendikçe günden güne kulağınıza hoş gelmeye başlar. İşte öyle.
Nitekim öyle oldu İstanbul anlamını yaşadıkça almaya başladı. Yaşadıkça sevdim, sevdikçe yaşadım.
Bu hayal kırıklığının sebebi belkide İstanbul'un bana olduğundan daha fazla gibi görünmesiydi. Belkide gösterilmesiydi. Filmlerde, TV lerde koca koca binalar, gece hayatı, zenginlik, para, iş...vs
Ben mesela ambulans sirenlerinin sadece filmlerde çaldığını zannederdim, İstanbul'da her an ambulans sesi duyabiliyorsunuz. Sadece filmlerde bornoz giyildiğini zannederdim, şimdi ben bornoz giyiyorum. Tatil'mi? bizim köy tatil işte, burda herkes tatile gidiyor. Mini etek sadece filmlerde giyilir zannederdim, burda herkes mini etekli.... gibi.
Şimdi bunu nereye bağlayacağım diye merak ediyorsunuz, bu adam çocukluğundan başladı, İstanbuldan seğirdi, mini etekle bitirdi.
Efendim konuyu şuraya gedireceğim. Amerikan "Travel and Leisure" dergisinin yaptığı ankette İstanbul tekrar Avrupanın en iyi üçüncü şehri seçilmiş. İlk sırada Floransa, ikinci sırada ise Roma yer alıyormuş.
Bu haberi okuduğumda hemen aklımdan Paris, Londra, Amsterdam, Venedik...vs gibi şehirler nerede diye geçirdim. Bu listede niye yoklar dedim. Belki bu şehirler de bize olduğundan fazlası gibi gösteriliyor. Çocuklum da benim İstanbul'u olduğundan fazlası zannetmem gibi.
Aynı zamanda dünya sıralamsın da Şehr-i İstanbul 9. sırada imiş. İlk 10 ise şöyle.
1. Bangkok (Tayland)
2. Buenos Aires (Arjantin)
3. Cape Town (Güney Afrika)
4. Sidney (Avusturalya)
5. Floransa (italya)
6. Peru (Peru)
7. Roma (İtalya)
8. New York (Amerika)
9. İstanbul (Türkiye)
10. San Francisco (Amerika)
Kadın Gibi, Kısrak gibi
Sarayım ince belini
Yarim İstanbul
Gel öpeyim Gerdanından
Not: Bu arada ayıptır söylemesi resmi kendim çektim bizim evden. Daha güzel İstanbul resimleri bulabildim tabiki, ama en güzeli kendi çektiğindir diye düşünüyorum. Çok güzel olmasada idare eder.







0 yorum
Yorum Gönder